İstifa edip kendi işimi kurmam üzerinden 1 yıl geçti


İş hayatımı freelancer olarak sürdürmeye karar vermemden ve 13 yıldır çalıştığım şirketten istifa edip ayrılmam üzerinden 1 yıl geçti.

Neler yaşadım, nasıl geçindim ne kazandım ne kaybettim tüm bunları kaleme almak istedim. Hem kendim için bir değerlendirme hem de bu tecrübeyi başka insanlarla paylaşmanın yararlı olacağını düşündüm.

Bundan 1 yıl kadar önceydi. Uzman olarak çalıştığım iş yerinde oldukça geniş alan sahibi, yetkin ve o kadarda rahattım. Türkiye’nin köklü bir kuruluşunda hi-tech bir alanda (gerçekten hi-tech, atomu parçalamak şirketin her sabah rutin yaptığı bir operasyondu) bilgi teknolojileri departmanında çalışıyordum. Birbirinden harika iş arkadaşlarım vardı. Bir o kadar sosyal bir ortam. Kaldı ki asosyal bir kişiliğim olmasına rağmen yine de o ortamı seviyordum.

Bu on üç yıl içinde İki dönem müdürüm oldu. İkinci müdürümüz benden sonra holding bünyesine dahil olmuştu. Ama ufkumu değiştiren bir iş ahlakı, karakteri ve iş zekası vardı.

Bazen yıllarca okuduğunuz kitaplardan birinin içindeki bir cümle o zamana kadar neden kitap okuduğunuzun cevabı olabiliyor. Doğru cümleye rastladığınızda geriye dönük tüm emeğinizin karşılığını almış oluyorsunuz. Doğru kişilerle tanışmak da bunu gibi bir şey.

Ben karakter olarak birine bağımlı olmaktan hiç hazzetmem, beni çok gerer (şu an kendi işimi kurmamın nedeni belki bu sanırım).Birilerinin beni seçmesi, iyi olup olmadığıma karar vermesi bana çok itici gelir ezelden beri.

İşimi kurmaya karar vermemde etkili olan duygu; başkalarından daha iyi olan yeteneklerime inanmak ve beni başarısız gösteren zayıflıklardan uzaklaşmak.

Maalesef hayat istediğiniz gibi ilerlemiyor. İçine düştüğünüz bilişsel çelişki kıskacında farkında olduğunuz zayıf noktalarınızdan -isteseniz bile- kurtulamıyorsunuz. Bu, ya çile çekmeyi tercih etmediğiniz için ya da hayat işte olmuyorsa olmuyor.

Derken bir gün kendimi kafamda tasarladığım ofis, masa düzeni, kırtasiye, açılış masrafları sermaye ve beni bir müddet geçindirecek parayı düşünürken buldum. O kadar hızlı bir geçiş oldu ki bir sabah uyandığımda kendimi 13 yıldır çalıştığım şirketten ayrılmış ve işimi kurmuş buldum.

İşiniz yazılım veya tasarım gibi işlerse çok az bir sermaye yetiyor. Ben 30 bin liraya yakın bir sermayeyle. İyi bir bilgisayar, çok fonksiyonlu bir yazıcı, ofis mobilyası, şirket açılışı, kartvizit, fatura ve kendime ait olan ofisin boya-badanası, tadilatı vb. işleri halledebildim. Daha az bir sermayeyle de yapılabilir.

Ofis yeri şirket açılışında limited şirketi kurmanız için gerekli. Yoksa şahıs firması kurduğunuzda evinizi gösterebiliyorsunuz.

İlk projemi ayrıldığım, şirketten alma gibi muhteşem bir avantajım vardı. Bu en şanslı olduğum önemli bir adımdı. Tabi bu avantajı size veren koca yürekli bir iki insan tanımalısınız. Network çok önemli.

İnsanın içinde hep ya önümüzdeki ay iş olmazsa ya üç ay sonra hiç iş gelmezse gibi düşünceler oluşuyor. Bu çok doğal. Sonuçta aylık ödemeniz gereken giderleriniz var. Ben işi bıraktığımda evimin kirası 1300 lira iken, birde aylık 600 lira kredi borcu ödemelerim vardı. Yemesi içmesi diğer masraflar vs.

Para konularını çok iyi hesaplamanız gerekiyor. Nakit akışını kuruşu kuruşuna hesaplayıp muhasebe konularında çok iyi birinden destek almanız gerekiyor. Bunu içinde aylık 500 lira ödüyordum.

Her fatura kestiğiniz işler gelir olarak geçiyordu mali anlamda (bu kötü bir şeymiş öğrendiğime göre), hiç gider göstermiyorsunuz. Dolasıyla vergiler çok acıtıyor canınızı. Bir müddet sonra muhasebe konularını ister istemez öğreniyorsunuz. Her ay kdv, gelir vergisi, sgk, stopaj vs. ödemeleriniz oluyor. Üç ayda bir başka vergiler vs.

Günler geçiyor, sağda solda dört gözünüz dört kulağınızla iş kovalıyor buluyorsunuz kendinizi. Ben düşük gelirli işlerden hep kaçma taktiğini uyguladım. Çok emek az gelir, motivasyon düşmanıdır. Bunu da yıllarca SAP danışmanlığı yapmış bir arkadaşımın tavsiyelerine uyarak yaptım. Derken freelancer iş platformlarına girmek için iş kovaladım ve oradan da bir iş aldım. Freelancer.com sitesi üzerinden bir proje aldım. Profilimde tamamlanmış bir proje ve memnun kalmış bir müşteri gözüküyordu. Bu çok önemli bir adım. Ki sayesinde ikinci büyük müşterimi buldum.

Yıllarca kurumsal bir şirkette çalışırsanız müşterilerinizle olan diyalog ve yazışmalarınızda karşı tarafa çok olumlu bir etki bırakıyorsunuz. Bu da güveni beraberinde getiriyor ve diğerlerinden bir adım önde başlıyorsunuz.

“Tüm bunlar olurken biraz ara verip kendimde olan değişiklikleri yazayım.”

Sıkılıyorsunuz. Önceden sessiz bir masa ve oda isterken artık kendinizi starbucks’a gidip orada çalışma arzusunda hissediyorsunuz. Motivasyonunuzu kendinizin yüksek tutması lazım. Ah İK bölümü değerini şimdi anlıyorum. Happy Hour düzenleyen bir ik bölümünüz yok. Tartışacağınız, konuşacağınız, soracağınız yanı başınızda duran bir iş arkadaşınız yok.

Çalışma disiplininden koptuğunuzu hissediyorsunuz. Bazen çok çalışıp bazen hiç sebep yokken işinizi erteliyorsunuz. 13 -15 dakikadan daha fazla aynı işle bölünmeden uğraşamıyorsunuz. Ama bu süre starbucks’ta daha uzuyor, ne garip dimi?

Sabah herhangi bir sorumluluğunuz yoksa (çocuğu okula götürmek vs.) geç kalkıyorsunuz. Gece ikiye kadar çalıştığınız birçok gününüz de oluyor. Yaptığınız işi bitirmeye odaklanıyorsunuz. Saati fark etmiyorsunuz.

Bir başka duygu da son zamanlarda hissettiğim, yalnız başına başardığınız şeyler takım olarak başardığınız şeylerin tadını asla vermiyor.

Öğlen yemeğe beraber çıktığınız, şirketi, yöneticinizi çekiştirdiğiniz, politika, maç konuştuğunuz, güldüğünüz, geyik yaptığınız iş arkadaşlarınızı özlüyorsunuz.

Sonra şunu anlıyorsunuz, sistem diye dışladığımız kötülediğimiz şey aslında bir yaşam formunun (biz insanlar) canlı kalmasını sağlayan etkileşimlerden ibaret. Bu etkileşimler kendi içinde sosyalliği oradan da yaşamın kendisini sunuyor. Size bazen üzüleceğiniz bazen sevineceğiniz bazen korkacağınız bazen duygulanacağınız muhteşem bir oyun sahnesi sunuyor. Muhteşemliği, ne olacağını bilmediğiniz bir yol.

to be continued…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.