iletmek yada illetmek iste butun mesele


Chicago üniversitesinde yapılan bir araştırma, isbirligi halindeki gruplardaki iletisimi bozan bir onyargiyi gun ışığına çıkarmıştır.
Psikoloji profesörü Boaz Keysar’a göre alicinin arka plan bilgisine haiz oldugunu bilmek, iletenin, bilgiyi eğer bir yabancı olsaydı yukleyecektigi yeterince bariz kodlarla ifade etmekten cayıp, kısaltmalar, atlamalar ve muğlak ifadelerle aktararak alicida, istemeden ve farkında dahi olmadan bir kavram karmaşası yaratmasına yol açmaktadır.
keysar’in iletisim teorisini sinayan ogrencisi Shali Wu ”bilgi ortusmesinin iletisim etkinligine etkileri” adli calismasinda insanlarin tam da guzel ve etkili bir bicimde bir bilgiyi aktarma olanagina sahiplerken, bilginin belirli kisimlarini zaten evvelce paylasmaktaydiklarindan dolayi iletisimin etkinligini bozduklari ve sozkonusu iletme firsatindan yararlanamadiklarini gostermisdir.
teoriyi sinamak icin yapilan deneyde olusturulan iki grup ogrenciden sadece bir gruba once cesitli sekiller ve onlara rastgele verilmis isimler ogretilmis daha sonra her iki gruptan, kendi iclerinde, sessiz sinema benzeri bir oyunla ebeye gösterilen soz konusu şekilleri sırayla diğerlerine tarif etmeleri istenmiştir.
bulgular, evvelce sekilleri birlikte gormus olup onlara rastgele verilmis isimlerin ogretildigi grubun belirli bir sekli tarif ederken, evvelce egitilmemis bu nedenle sadece tarif etmek suretiyle ilerleyen gruptan iki misli daha fazla teyit sualiyle karşı karşıya kaldıklarını yani arkadaşlarının kafasını iki misli daha fazla karıştırdıklarını, bunun, tarif etmeye calismak yerine onceden ogretilen isimleri kullanma kolayciligiyla karsidakilerin anlayacağını varsaymalarından kaynaklandığını göstermiştir.
profesör keysar’a gore insanların bildiğini varsaymak gunluk profesyonel hayatta bu tur pek cok terskose yaratmaktadir soyle ki: karsilikli danismaya cok fazla gereksinim duyan ama bunu mesleki bir jargonla ve cok hızlı yapan hekimler (veya detayla bogusan benzeri diger meslek erbabi) bir dosya uzerinden bilgi aktarirken karşılarındaki meslektaşlarının olaya yeni katiliyor olusunun yarattigi asimetriyi onemsemeyebilecekleri ongorulmektedir.
”hadi canim” dercesine kas kaldirip alttan bakanlara prof. keysar basindan gecen su olayi anlatmaktadir:
”ertesi gun verecegimi sandigim bir semineri duzenleyen arkadasimdan gelen ve sadece ”iyimisin?” yazan e-postayi ”tesekkur ederim, siz de iyisinizdir umarim” diye yanitladiktan epey sonra gunleri sasirdigimi, arkadasimin esasinda ”nerde oldugumu, benim de bildigim uzere, seminer icin herkesin oturmus yapacagim konusmayi beklemekte olduklarini” hatirlattigini anladim.
(sn.profesor bu ornegiyle, hic olmazsa bir gun onceden gonderilmeyip boyle bir son dakka e-mail’i marifetiyle yatirildigi terskoseye ne kadar illet oldugunu ise aciklamamis ve okuyucunun anlamasini ummustur; burda konunun onemine verdigimiz dikkatin kaniti olan bu aciklamayi yaparak dogru iletisimde varilan son noktayi sergilemis bulunuyoruz)

alıntıdır…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.